ÜÇYÜZONBİRİNCİ MEKTÛB

 

Bu mektûb, hakîkatleri ve ma'rifetleri bilen, akl ve nakl bilgilerinin kaynağı, kıymetli oğlu hâce Muhammed Sa'îde yazılmışdır. İnce bilgileri ve işitilmemiş hakîkatleri işâretle anlatmakdadır:

(Allahümme),  Fârisî beytler:

(He)  harfi bizi yetişdirendir.
(Elif)  ise rabb-i Habîbullahdır.
(Lâm)  Halîlullahı yetişdirmişdir.
(Mîm)  kelîmullahı bildirmekdedir.

Bu kelimenin başında bulunan (Elif)  harfinin hakîkati, kelîmullah Mûsâ aleyhisselâmın mebdeidir. Bu fakîrin işinin başlangıcı da, onların yolunda bulunmakla ve hadîs-i şerîfde bildirilen vâris olmak şerefine kavuşmakla, bu harfin hakîkatidir. Fekat, kelîmullah Mûsâ aleyhisselâm "alâ nebiyyinâ ve aleyhissalâtü vesselâm", bu kelimenin (Mîm)  harfinin hakîkatine gelmişdir.

Bu aşağı kulun geldiği yer ise, (He)  harfinin hakîkatidir. Bu fakîrin şimdi bulunduğu ve sığındığı yer, işte bu harfin hakîkatidir. Bu hakîkate(Gayb-i hüviyyet)  denir. Bu hakîkat rahmet hazînesidir. Dünyâda olan bir rahmetin ve âhıret için ayrılmış olan doksandokuz rahmetin hepsi burada, bu hakîkatde bulunmakdadır. Sanki, bu hazîneden bir musluk dünyâya akmakdadır. Öteki rahmet musluğu âhıret içindir. Erhamürrâhimîn sıfatı, bu hakîkatden çıkmakdadır. Bu makâmda, yalnız (Cemâl)  sıfatı zuhûr etmekdedir. (Celâl)  sıfatından hiçbirşey bulunmaz. Sevdiklerine dünyâda verdikleri bütün sıkıntılar ve üzüntüler, (Cemâl)  sıfatı ile terbiye etmekdir. Celâl olarak görünmekdedir. Böyle yapması, Allahü teâlânın mekridir, aldatmasıdır. Bekara sûresi yirmialtıncı âyetinde meâlen, (Allahü teâlâ, onunla çoklarını doğru yoldan çıkarır ve onunla çoklarını, doğru yola kavuşdurur)  buyuruldu.
Peygamberlerin sonuncusuna "aleyhi ve aleyhimüssalevâtü vetteslîmât" yapılanların başlangıcı, (Elif)  hakîkatinin üstünde olan bir hakîkatdir. Halîlullah İbrâhîm aleyhisselâma "alâ nebiyyinâ ve aleyhissalâtü vesselâm" yapılanların başlangıcı da, bu yüksek makâmın hakîkatidir. Böyle olmakla berâber, Peygamberlerin sonuncusuna "aleyhi ve aleyhimüssalevâtü vetteslîmât" yapılanların başlangıcının hakîkati, o yüksek hakîkatin icmâlidir, topluluğudur, bütünüdür. Halîlullahın "alâ nebiyyinâ ve aleyhissalâtü vesselâm" başlangıcının hakîkati ise, o icmâlin, o topluluğun tafsîli, açılmışı, yayılmışıdır. Peygamberlerin sonuncusunun "aleyhi ve aleyhimüssalevâtü vetteslîmât" rücû' etdiği, geldiği hakîkat, (Elif) harfinin hakîkatidir. Halîlullahın "alâ nebiyyinâ ve aleyhissalâtü vesselâm" gelip yerleşdiği hakîkat ise, (Lâm)  harfinin hakîkatidir. Evet icmâlin, topluluğun, vahdetle ilgisi dahâ çokdur. Bunun için (Elif) e gelmesi kolay olmuşdur. Çünki, (Elif)  harfi vahdete yakındır. Açılmak, dağılmak, çokluğa dahâ uygundur. Bunun için, çokluğa yakın olan (Lâm) a kavuşmuşdur. Bundan dolayı hazret-i İbrâhîm "alâ nebiyyinâ ve aleyhissalâtü vesselâm" hem başlangıcda, hem de sonunda çok bereketli olmuşdur.

İşte bunun içindir ki, insanların en üstünü olan Muhammed "aleyhisselâm", Halîlullah İbrâhîm aleyhisselâmın salevâti ve bereketi gibi olan salevât ve bereket istemişdir. Allahü teâlânın ismlerinin mertebesi, sıfatlarının mertebesinin üstündedir. Peygamberlerin sonuncusunun "aleyhi ve aleyhimüssalevâtü vetteslîmât" rabbi, ya'nî yetişdiricisi olan ism-i ilâhî, mubârek (Allah)  ismidir. Bu fakîrin [ya'nî İmâm-ı Rabbânî "kaddesallahü teâlâ sirrehül'azîz" hazretlerinin] rabbi olan ism, mubârek (Rahmân)  ismidir. Bu aşağı kulun, Kelîmullah ile bağlılığı olduğu için, o büyük Peygamberden "alâ nebiyyinâ ve aleyhissalâtü vesselâm" bu aşağı kula çok bereketler ve yardımlar gelmişdir. Bu fakîrin vilâyeti, herne kadar (Vilâyet-i Mûsevî)  değil ise de, bu vilâyetin bereketleri içindeyim. Bu yolda çok ilerledim. Bu aşağı kulun bu vilâyetden fâidelenmesi, bu vilâyetin icmâlinden, topluluğundan olmuşdur. Büyük oğlumun "aleyhirrahme" istifâdesi ise, bu vilâyetin yayılmışından, açılmışından olmuşdur. Bu fakîrin, (Vilâyet-i Mûsevî) den gelen vilâyeti, fir'avn soyundan olan mü'min kulun vilâyeti gibidir. Oğlumun "aleyhirrahme" vilâyeti de, fir'avnın îmâna gelen sihrbâzlarının vilâyetleri gibidir. Vesselâm.

Gel kardeşim, inkâr etme, kıl insâf!
Kıymetli ömrünü eyleme isrâf!

Kalbini nefsin arzûsundan koru,
Dışın gibi için dahî olsun sâf!